20 Mart 2015 Cuma

Sohbete Sebep Olanlar Sohbetin Sebep Oldukları

                Sohbete sebep olanlarla sohbetin sebep oldukları aynı doğrultuda ilerler çünkü insanlar konuşmak için ortak konular ararlar ve ancak bu konularda birbirlerini desteklemeleri sayesinde konuşmaya devam ederler. Anlaşmak sohbetin ilk koşuludur. Anlaşamıyorsak da sohbetin devamı için en azından anlaşamadığımız üzerinde anlaşmamız gerekir. İnsanlar hiç anlaşamadıkları kişilerle iletişimlerini keserler çünkü… Tutulan takım, siyasi görüş, fikir, dinlenilen müzik, oynanan bilgisayar oyunu, beslenen kuş, kedi ve hatta giyilen tişört bile bazen anlaşmamıza sebep olabilir. Aslında insan olarak, diğer insanlarla anlaşabilmek için ne kadar da çok fırsatla birlikte dünyaya geliyoruz değil mi? Bu fırsatları azaltan, kendimizi kimselere açmak istemeyen biziz. Tabii hiç şüphesiz bunda güvensizlik problemi, çivisi çıkmış bir dünya gibi etkenler var. Yine de hayatımızı devam ettirecek kadar insanlara güvenmezsek en başta yaşamımız tehlikeye girecektir, değil mi? O halde düşe kalka yürümeyi öğrenene kadar, insan sarrafı olana kadar biraz aldatılmak da bizi yıpratmamalı…


                Sohbeti internette gerçekleştirmek isteyip de birtakım kaygılara sahip olabiliriz. En başta internetin ciddiyetten yoksun bir yapıya sahip olduğu düşünülebilir. Belki de internetteki chat panellerinin çoluk-çocuk istilasına uğramış olduğunu düşünüyorsunuz. Gerçekte bildikleriniz doğru ama eksik. İnternet bize ondan ne istiyorsak, karşılığını yapabildikleri çerçevesinde veren bir araçtır. Yapımıza ve bakış açımıza göre yazışacak bir insan bulmak, denizde doğru dalgayı bulmak gibi bir şey. Arama motorlarının işlevi nedir? Kendi başımıza yapmaya kalkışırsak zor fakat yardım alırsak kolay şeylerdir bahsedilenler… Tam tersi istekleriniz de olabilir. Yine sizinle aynı istekler için internette bulunan insanları bulacak, iletişim kuracak, anlaşıp gideceksiniz. Zor günlerinizde yanınızda yer alan insanlar çoğalacak. Hiç olmazsa, iki laf yapıp; uygulamasanız da farklı dünyalarla tanışmak için çevrenizde fikir danışacağınız birileri çoğalacak. Özetle, isteğiniz ve arayışınızla aynı istek ve arayışlarda olan insanların eşzamanlı yaptığı aramalarda, karşılarına çıkıp, onlara bir selam verebilir ve hallerini-hatırlarını sorabilirsiniz. Onları tanımak için zaman ayırır, kendinize belirli bir mesafeye kadar yaklaşmalarına izin verirseniz; hayatınızın kalan kısmında yalnız kalmaktan korkmanıza gerek kalmayabilir.

Sohbet Karşılıklı İlgi

Sohbet, karşılıklı ilgi oluşturmanın adıdır. Yolda gördüğünüz ve tanımadığınız insanların yanına gidip sizinle sohbet etmek istiyorum dediğinizde, yanlış anlaşılma ihtimalinizin yüksekliği ya da insanların sizin hakkınızdaki düşünceleri veya buna bağlı benzer çekinceleriniz sizi bu işi yapmaktan alıkoyar. Olması gereken, bu teklifin normal bir teklifmişçesine karşılanıp sıradan teklifler gibi düşünülüp kabulünün ya da reddinin sözlü beyanıdır.  Alınan cevap uzunca bir sohbete neden olacağı gibi, ilginin karşılıklı olmadığına da işaret edip her şeyi başlamadan bitirebilir. Böyle olursa da merakınızı gideremeyeceğinizi anlarsınız ve durumu kabullenme yoluna gidersiniz.


                İnsanların bunu rahatlıkla yapabilecekleri zeminleri internette oluşturmak mümkün olduğundan beri karşılıklı ilginin oluşmasında size yardımcı olacak kanallar, yollar, yöntemler ortaya çıkmaya başladı. Yaşınız kaç olursa, mesleğiniz ne olursa, duygularınız ve düşünceleriniz ne durumda olursa olsun… Bunları iş-güç eksikliğinden doğan uğraşlar olarak da adlandırabilirsiniz, faydalı hizmetler olarak da. Adını nasıl belirlerseniz belirleyin insanların ilgi odağı olan bu tür konularda kapsamlı çalışmaların yürütülmesi gereklidir. Yürütülen bu tür çalışmalar yoğun iş temposundan geriye kalan vakitlerde insanların azıcık da olsa kafa dağıtmasına yarayamaz mı? Bu yalnızca bir örnek… Özel sohbetler bize gösterilecek olsa, konuşulan konuların nasıl geniş bir kapsamda olduğunu görecek olsak hayretler içerisinde kalırız. Çok ufak ortak paydalar zamanla insanların çok büyük dilimlerde ortaklık sağlamasına vesile olabilir. Bu kadar büyük ve kapsamlı şeylere neden olmasa ile insanlarla sohbet etmenin, onları dinlemenin, çeşitli insanlar tanımanın zararı ne olur? Dinlemeyi ve anlatmayı seviyorsak, en fazla dinleyecek ve anlatacak bir tane fazla insanla tanışık olmuş oluruz. Amaçlarımız doğrultusunda başvurduğumuz yollar farkında olmasak bile zamanı gelince bizi sonuca iletir. İnsanları seviyorsak, kafamıza uygun daha fazla insanla tanışmış, konuşmuş olmayı sağlayan yolları da severiz. 

Sohbete Buyrun

İnsanlar hayatlarında olan bitenleri kendilerine saklayacak olursalar dertler katlana katlana kaldırılamaz boyutlara gelebilir. Oysa herkes bilir ki acıyı, üzüntüyü, kederi, gamı paylaşmak azaltır; mutluluğu, sevinci, iyi ve güzel şeyleri paylaşmak çoğaltır. Bu paylaşımı, yoldan geçen herhangi birisini çevirip de yapmak mümkün gözükmüyor. Mümkünse de delice ve az kişinin cesaret edebileceği bir iş olacaktır yaptığımız… İnternette geliştirilen projeler, bu uğurda oluşturulan kaynaklar bize her fırsatta kolaylık sağlamak için var.   


Sohbet, bir diğer adıyla “chat” internetle birlikte kısa sürede hayatımızın en önemli parçalarından bir tanesi oldu. Aslında bu kelimenin yakın zamana kadar dini ve sosyal anlamlarıyla bilinirken, yaşanan değişimlerle birlikte daha fazla “chat” manasıyla kabul görür konuma gelmesi, internetin çok yakın zamanda hayatımızda çok fazla değişikliğe neden olduğunu kanıtlanır nitelikte bir olaydır. İnternette işlerimizi görürken bir diğer yandan da çok farklı amaçlarla, çoğu zaman sırf vakit geçirmek için başkalarıyla yazışabiliyor, sohbet edebiliyoruz. Hatta genellikle internete yalnızca yazışmak için girenlerimiz bile var. İnternette sohbet deyince bize çekici gelen şey dışarıda yakın bir dosta dahi anlamayacağımız şeyleri internette sanal profiller oluşturarak başkalarına anlatmak da, arkadaş edinmekte kolaylıklar sağlaması da, dost edinmekte yardımcı olması da olabilir… Hatta evlilik yoluna çıkacak bir yol arkadaşı tercihimizde bizi tercihlerimiz doğrultusunda birileriyle eşleştirebilmesi de… Yönleri saymakla bitmeyen bu yazışmalar zincirinin ne yöne gideceğini tahmin etmeden fütursuzca yazışmak da sıklıkla gerçekleştirilen bir iş… Yani, yazdıkça açılmak, açıldıkça paylaşımda bulunmak ve paylaşımda bulundukça kişiye güvenmek… Sonrası sanal alemin terki ve gerçek hayatta karşılaşacak olmanın vereceği heyecan. Belki misafirlikte gidebileceğimiz yeni bir kapı oluşturmak, belki birlikte yeni denizlere yelken açmak. Sonrasında neler yapılacağı dediğimiz gibi yazışıp anlaşanların bileceği iş…

Aynı Yastığa Baş Koymak

Evlilik toplumumuzda yazımızın başlığında yer aldığı gibi “aynı yastığa baş koymak” olarak adlandırılır. İşin paylaşım boyutuna dikkat çekmek için kurulmuş bu fiilin boyutunu hiç düşündünüz mü? Korkunç bir boyuttan bize seslendiği kesin… Korkunç, gerçekte ileri düzeyde bir ifade olmasa da kulağa öyle geliyor… Ancak seçerek kullandım bu ifadeyi. Yastığı paylaşmanın, hayalleri paylaşmak demek olduğu aklınıza gelmediyse, biz sizin aklınıza getirelim. Madem evlilik üzerine bilgilendirici bir makale yazmamız gerekiyor, bunun herkese fayda sağlamasını isteriz. Aşk adı verilen kavramın ne olduğunun konuşulduğu kadar neler gerektirdiğinin de konuşulması, yazılması gerekiyor.


                İki insanın birbirini sevdiğini söylemesi, sıradan bir önermedir. İki insanın birbiri için bir şeyler yapması ise aralarındaki bağa kanıt teşkil eder. Biz millet olarak, aynı yastığa baş koymak derken, biraz da evlilik işinin önemini ön plana çıkarıp, bunu vurgulamak istemişiz. Evlenme işiyle bireyler yalnızca birbirlerine söz vermiş olmazlar. Bunu duyurmakla aslında tüm topluma, topluca bir çevreye “bedel ödemeye razıyız” mesajı verilmek istenmiştir. Bu mesajı verenler bir mesaj verdiğinin ne kadar farkında, bu mesajı alanlar bir mesaj aldığının ne kadar farkında, orası tartışmalı olsa da, aile kavramının tabiri caizse kurumsallaşması, yani evliliğin kültürel bir öğeye dönüşmesi verilen ve alınan iletinin önemine zeval getirmez. Sonuçta iki kişinin (gelin ve damat adayının) çok fazla konuda ortaklık kurmasından neyin ortaya çıkacağını herkes bilir ve kabullenir. Sorun, insanların bu işin önemini kestiremeden heveskar bir tutumla atılan “eğlenceli” işlerindedir. Bu eğlenceler, güllük-gülistanlık sonuçlanmayınca hayal kırıklığı ve ayrılık art arda gelir. Demek ki yapılana heves etmekten çok, yapılanın ne olduğuna dair fikretmek önem taşıyor. Evlenme işi de bu fikirlerde meydana gelen karşılıklı tutarlılıktan ortaya çıkıyor.

Sohbet ve Arkadaşlık Bağlamında Evlilik

Evlilik, iki kişinin zor cesaret ettiği bir uzlaşma biçimidir. Öyle ki bu zorluk her aşamada karşımıza çıkar. Evleneceğiniz kişiyi iyi tanımak, onun her haline karşı tutumunuzu evlenmeden önce belirlemek ve kendisine belli etmek yaşanan birleşimin kolay kolay sonlanmamasına neden olur. Bu aşamaya gelene kadar mutlaka geçtiğiniz uzunca bir süreç vardır. Gerçekten evliliğe karar verene kadar bu süreçte dikkat edilmesi gereken birkaç hususu bu yazımızda dikkatinize sunacağız.

Öncelikle sahiden kiminle evlendiğinizin farkında mısınız? Günümüzde çiftler yeteri kadar sohbet etmeden, oturup konuşmadan, birbiri hakkında bilgi sahibi olmadan bu kararı alabiliyorlar. Evlilik, ömürlük bir söze tekabül eder. Bu sözü vermenin o kadar kolay olmaması gerektiği aşikardır. Tanımadığınız insanlarla aynı yolda yürümekten bile kaçınırken kim olduğunu tam manasıyla çözemediğiniz birisine çok çabuk teslim olmanız beklenemez. Sabırlı olup konuşmak yolunu tercih edebilirsiniz. Bir müddet anlaşmaya devam edebilirseniz, birbirinizi her haliyle tanıyacak ve ancak bir arkadaş konumuna gelmiş olacaksınız. Evlilik için henüz geride bırakmanız gereken bir arkadaşlık aşaması var. Bu yazılanlar işi zorlaştırmak için yazılmış şeyler değildir. Aksine, işi kolaylaştırmak ve sağlamlaştırmak için yazılmış şeylerdir. Birbirini tanımayan insanların bir hevesle evliliğe girişmesi hiç de takdire şayan bir şey değildir. Çok değil birkaç sene sonra, dünyaya gelmiş bir çocuk ve ayrı bir anne-baba olabilir karşımızda. Neyin ne olacağını gösterecek olan yine zamansa da bize düşenlerin işin tedbir boyutunu halletmek olduğunu biliyorsunuz. Aldanmamak için uyanık olmanız gerektiği konusunda sizi bugüne kadar uyaran başkaları da olmuştur. Bu sözlerin, sıradan ve bir gevezelik yapmak için söylenmemiş sözler olduğunu biliniz. Mutluluğunuz için, önce arkadaş, sonra eş olunuz.

Dost Olmak Dost Kalmaktan Önemlidir

Dost, dostunu çıktığı yere kendisiyle birlikte çıkartır. Dostun ne idüğüne dair heybemizde biriktirdiğimiz bilgileri bu yazıda sizlerle paylaşacağız. Dost dendiğinde irkiliyorsanız, dosta sahip olmaktan, dost olmak konusunu konuşmaktan haz alıyorsanız bu yazı size göre. Birlikte mesafe almanın en kolay yollarının başında “dostluk” kavramı gelir. Tarihimiz, kültürümüz de kavramlar üzerinden bize her konuda önemli öğretiler sunar. Mesela biz bir yakınımızın vefatından sonra “dostlar sağ olsun” deriz. Yani bir kişiyi yitirmişizdir fakat temennimiz, isteğimiz, dileğimiz o esnada ölen kişiye yönelik değil, yaşayan dostlara yöneliktir. Dostların yaşadığımız müddetçe sağ kalmalarını ve yanımızda olmalarını dileriz. Dostluk bizim kültürümüzde böylesine yaşamsal bir etkinlik olmayı başarmıştır. Konuyla alakalı bir de atasözü hatırlatalım, “Dost acı söyler.” Bu acıyı, zevk aldığı için söylemez elbette dost. Dostun dosta en büyük iyiliği, doğruluğudur, o yüzden acı da olsa tatlı da olsa en doğru şeyin söylenmesini sağlar. Bizde başkasından işitmekle dosttan işitmek çok farklı şeylerdir. Dost önemlidir, başkası önemsiz.


                Bu önemi dosta dost olmak üzere vermişizdir. Dost kalmanın bir garantisi yoktur, ancak dost olmanın garantisi vardır. O yüzden her şeyden önemlisi bir kere dost olabilmek ve dost olduğumuz vakitleri en sıcak şekilde hissetmektir. Bu hisse varmayan birisi ne söylediğimizi anlayamayacağı gibi kimseye bir kez olsun dostluk yapmamış birisidir. Bu duygu, anlaşılmak için sürekliliği önemli olan bir duygu değildir, ancak bir kez olsun yaşamak, içyüzünü anlamış olmak önemlidir. O zaman dost olmanın, dost kalmaktan önemli olduğuna aklımız yatar ve dostlarımıza sahip çıkmak, kendimizi onlar için feda etmek bize zor gelmez. Aksi durumlar, dünyada önemli bir duygudan mahrum kalmamız manasına gelir.

Dostluk Üzerine

Dostluk nedir? Mesela bankaya gittiğimizde görevli kişi işimizi gördüğünde bize bir dostluk mu göstermiş olur? Yani hayatın akışında görevlerimizi tamamlayarak aynı zamanda birilerine dost mu olmuş oluyoruz, yoksa bu farklı bir şey mi? Aynı işi yaptığımız insanlarla oturup birlikte öğle yemeği yemek aynı yerde bulunmamızın bir gereği midir, yoksa onlara dost olduğumuzun bir sebebi mi?


Bu soruların cevaplarını verebilmek için birilerine dost olmayı başarmış olmak, birilerinin kötü günlerinde yardımlarında bulunmuş olmak gerekiyor. Yoksa bir patron, bir işçi, bir okul müdürü, bir öğretmen, bir öğrenci, bir anne, bir baba, bir yönetici, bir diplomat, bir asker, bir polis ve dahası rollerinde olduğumuz müddetçe zaten hizmet verdiğimiz, karşılıklı alış-verişte bulunduğumuz kişilerle dostluk da kurmuş olduğumuzu düşünürüz. Tabii olayın gerçek yüzü böyle değildir. Bu saydığımız işleri yaparken rollerimizi yerine getirmek için yaparız ancak dost olmak gibi bir rol yoktur. Dost olmak bir rol, bir görev, bir mazeret, bir istek değildir. Dost olmak doğrudan doğruya dost olunacak bir kimseyi bulmak ve ona dost olmayı kabul etme işidir. Gönüllülük esas olduğu gibi dost olmak için karşılıklı bir gönüllük olması gerekir. Arkadaştan bir adım ileride bulunur dost. Arkadaş, arkadaştır; ancak dost, dosttur. “Dost” kelimesinin telaffuzu bile ortama sıcaklık katar. Gerçi bunun farkında olmak başlıca büyük bir meziyettir. Yukarıda saydığımız rolleri yerine getirmekte zorlanan insanlar bu rollerin çok üstünde yer alan dostluk görevini edinmeyi kendileri için zül sayarlar çünkü işin aslına dair bir fikirleri yoktur. Aslında dost edinmek, birine dost olmak insanları yüceltir. Dost olabilmek için evvela görevlerimizi yerine getirmek ve yerine getirdiğimiz görevlerin ne olduğunu bilmek durumundayız. Önce bu şartı bilmezsek, dost edinmeyi gereksiz bir iş olarak görebiliriz.

Bana Arkadaşını Söyle Sana Kim Olduğunu Söyleyeyim

Başlıktaki atasözüne kulak asacak olursak arkadaşlık kurmanın aslında arkadaş olduğumuz kişiyi temsil görevini üstlenmek olduğunu anlayabiliriz. O kadar birbirimize benzeyeceğiz ki, bize denk birisini bulacağız. İşte bulma ihtimal gerçekleşince bulduğumuz kişiye arkadaş adını veriyoruz. Özel çabalar gerçekleştirmesek de yalnız kalmayı terk ettiğimiz her zaman diliminde bulduğumuz, arkadaş olduğumuz kişiler hep bize yakınlıklarıyla dikkat çekerler. Birbirimize o kadar yakınlaşmışızdır ki başkalarına birbirimizi andırmaktayızdır. Bu nasıl mümkün oluyor? Bunun için özel çaba harcamadığımız kesin, ancak aksi hal için de özel çaba harcamazsak bu halin gerçekleşeceği de kesin. İnsanın insana benzerliği arkadaş olabilmek için içgüdüsel, fiziksel, ruhsal bir uyuşmayı zorunlu kılıyor. Buna karşı çıkmak istesek de başarılı olamıyoruz çünkü gerçekten fıtratımıza ters bir işin peşinde koşturmuş oluyoruz. Kedinin fareye dostluğu, çizgi filmlerde bile mümkün olmayan bir dostluktur. Tom ve Jerry’i hatırlayın. Birbirleriyle alakasız insanların dostluk kuramamaları, birbirleriyle alakalı insanların kurdukları dostluklar gibi yine insanlara yarayan bir olaydır.


                İnsanız. İnsanın insana karşı duruşu arkadaşlık konusunu her daim gündemimize taşıyor. Acaba bu duruşu, diğer insanlara nasıl gözüktüğümüzü hiç merak ettik mi? Mutlaka bunu merak edenleriniz olmuştur, peki nasıl bir sonuca vardınız? “Bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim.” atasözü aklınızın bir kenarından geçti mi? Arkadaşlık en veciz ifadesiyle bu iletişimi kurabilmenin kendisidir. Nerede ne yapacağınıza çok dikkat etmezsiniz ancak bir arkadaşınızla yolda yürürken ayağınızı aynı şeye takabilir, aynı düşünceyi aynı anda dillendirebilir, aynı şeye gülümseyebilirsiniz ve bunların hepsini çok az kişiyle aynı anda yapabilirsiniz. Bahsettiğimiz şeyler başınıza geliyorsa, arkadaş olma konusunda yakaladığınız bir seviyenin varlığından haberdar olun. Arkadaşınıza her fırsatta sahip çıkmanın bir yolunu bulun.

Yeni Bir Arkadaşlık Kurmak

Yeni bir arkadaşlık kurarken kuracağımız ilişkinin zamanla nasıl ilerleyeceğini, nasıl sonuçlar vereceğini ve nerede biteceğini kestiremeyiz. Biteceğini diyorum, bunu olumsuz bir şekilde kullanmıyorum çünkü arkadaşlık serüveni nikâh masasında eş olmaya uzanabilir. Belki de gerçekten zararlı bir iletişimin neticelenmesi için son da bulabilir. Gittiğimiz her yeni yerde, gözümüze birilerini kestiririz ve onlara selam veririz. Bu kişiler sınıf arkadaşı, iş arkadaşı ya da kurs arkadaşı olabilirler. Geçirilecek uzun bir sürenin varlığından herkes haberdardır ve verdiğimiz selam yeni iletişimlerin, paylaşımların ilk işaretidir. Gördüğünüz gibi, bu işi ilk kez yapmak istediğimizde, yani yeni bir arkadaş edinmemiz gerektiğinde ilk selamı aslında toplumsal bir vazife olarak veriyoruz. Sonrasında selam verdiğimiz kişileri tanıdıkça bu selamın doğru bir selam olup olmadığına karar veriyoruz ve ya verdiğimiz selamın arkasında durarak hayatımıza o kişiyle birlikte devam ediyor, ya da o kişiden kurtulmanın yollarını aramaya başlıyoruz.


Acaba birileriyle aynı kuyrukta beklemesek, aynı otobüsü kullanmasak, aynı bankta oturmasak, aynı sınıfta okumasak, aynı işte çalışmasak yani aynı amaçlar etrafında kümelenmesek nasıl arkadaş edineceğiz ya da gerçekten arkadaş edinmeyi isteyecek miyiz? Öyle sanıyorum ki bu saydığımız olaylar bizi buluşturmasa çok az insan bir arkadaş bulmak için gerçekten bireysel atılımlarda bulunurdu. Şöyle bir gerçek var: İnsan, bir diğeri olmadan yaşamını sürdürmenin zorluğunu -belki imkansızlığını- bildiği için arkadaş konusunda bu kadar açık fikirli… Çünkü arkadaşlık yapmak gerçekten bir beceri ve gayret gerektirir. Arkadaş olmanın, yeni bir arkadaş edinmenin ve edindiğimiz arkadaşla ilişkimizi koruyup kollamamızın gerekliliği bizi zamanla uysallaştırır. Belki de ortak gerçekleştirdiğimiz yukarıdaki fiillere aynı interneti kullanmak fiilini de ilave edebiliriz. Ne dersiniz? Milyonlarca insanla aynı interneti kullanıyoruz. Tanış olmak için gerçekten güzel bir fırsat değil mi? 

Arkadaşlık

Arkadaşlık iki kişinin birbirini koruyup kollamak üzere anlaşmasıdır. Tabii anlaşma derken, imzalanan bir metni anlatmaya çalışmıyoruz. Karşılıklı güven duymaktan bahsediyoruz. Kişiler bu anlaşmaların karşılığında para kazanmadıkları gibi sıkça bedel öderler. Zaten maddiyata dayanan bir anlaşmayla taraflar arkadaş değil, ticari ortak olur. Yani birileriyle arkadaşlık etmek istediğimizde hiç yoktan yükler yüklenmiş olacağımızın farkına varmalıyız. Bu yükü, yüklerimizin karşılıklı omuzlanması için yapıyoruz. Karşılığında maddi bir çıkar beklentisi olmasa da zaman zaman maddi ve manevi yük paylaşımı yaparak bu yük paylaşımından doğan ferahlığın tadına varıyoruz. Önemli olan kurduğumuz ilişkilerde bunu önemsemek ve arkadaş demenin yoldaş demek olduğunu aklımızdan çıkarmamak. Bu bilginin içselleşmesi durumunda bir toplumda bulunan bütün insanlar dolaylı yoldan birbirlerine yardım etmek için hazır bulunurlar. Böylesi durumlarda açıkça bir dayanışma örneği sergilenir ve dünyanın güzelleşmesi, yaşanabilir bir yer olması sağlanır. Kötü güçlere karşı mutlak bir savaş içerisine girilir.


Sınırları iyi kestirmezsek, arkadaşlığın ne olduğunu iyi bilmezsek ve arkadaşlarımıza bu ölçülerle yaklaşmazsak toplumda gruplaşmalar çıkabilir ve gruplar arasında yaşanan tatsızlıklar felaketler doğurabilir. Bunun istenmeyen bir durum olduğu su götürmez bir gerçektir. O yüzden bizden dünyada istenilen neyse, onun gerekliliklerini yerine getirmeliyiz. Hakkında olumlu fikir beyan ettiğimiz arkadaşlık olayı için internetin unutulmayacak bir yeri ve önemi, gerçekliği vardır. Bu gerçeklik göz ardı edilirse bir gereklilik ihlal edilmiş olur ve bahsettiğimiz kötü senaryolar ortaya çıkabilir çünkü samimi arkadaş olabilmenin yolu iletişim kurmaktan geçer. Bir arkadaşla kurulacak iletişimin en sabit yollarından bir tanesini günümüzde internet teşkil ediyor. Arkadaş olmak için, arkadaş kalmak için düşüncelerimizi ve hareketlerimizi sabitleyerek internetten yardım almak, sağlıklı bir toplumun da temellerini oluşturacaktır. Bu temeller sonraları üzerlerine güzel olan her şeyin inşa edilmesinde istekli olurlar.